Play Video

Yara

Evrim Kuran

“Derin bir yara iziniz varsa, o bir kapıdır.”   Clarissa Estes

15. yüzyılda Japon komutan Ashikaga Yoshimasa’nın çok sevdiği Çin porseleni çaydanlığı kırılır. Komutan çaydanlığın onarılmasını ister ve Çin’e geri gönderir. Çaydanlık kırıkları metallerle tutturulmuş biçimde, eskisinden de beter halde geri gelince Yoshimasa sonuçtan hiç memnun olmaz ve Japon zanaatkarları göreve çağırır. Zanaatkarlar, kırılmanın izlerini gizlemek yerine altın varakla iyice belirginleştirerek Yoshimasa’nın hayal kırıklığını memnuniyete dönüştürürler. Kintsugi sanatı işte böyle doğar.

Kintsugi sanatının ardındaki felsefeye göre bir eşya ya da bir insan hasara uğramış ve kırılmış ise taşıdığı iz kıymetlidir. Bu yüzden önceki halinden çok daha değerlidir. Kırıklar, izleri gizlenmek için değil, bilakis daha da vurgulanmak içindir. Hasara uğramış insanlar için de durum farklı değildir. İnsan, hiç acımamış gibi, hiç hata yapmamış gibi, hiç kırılmamış gibi yapamaz. İçimizdeki oyukları, kalbimizdeki kırıkları altınla doldurup yaşanmışlıkları kutsamak, yaraları kutlamak, izlere müteşekkir olmak, açıkça, kasten ve herkesten önce kendine dürüst yaşamanın tek yoludur bana kalırsa. Hem bazı yara izleri eskisinden de güzel yapar insanı.

Tıpkı “Dünya herkesi kırar ve sonra pek çok insan işte o kırık yerlerinden güçlenir” diyen Hemingway gibi.

Tıpkı “Yara, ışığın içine sızdığı yerdir” diyen Mevlana gibi.

Tıpkı Yunan mitolojisinin yaralı şifacısı Chiron gibi.

Chiron evlilik dışı bir çocuktur. Annesi tarafından terkedilmiştir. Tanrı Apollo tarafından büyütülen Chiron, onun eğitimi ve gözetimi altında bir çok yetenek kazanmıştır. Kahin, doktor, öğretmen ve müzisyen olarak yetişir. Öylesine usta bir müzisyen olur ki, o müzik yaptığında gökyüzündeki yıldızların bile durup ona kulak verdiği söylenir. Günlerden bir gün, arkadaşı Herkül savaş sanatları dersi alırken, Hydra adı verilen yılanın zehrine batırılmış okunun ucu ile yanlışlıkla Chiron’u bacağından yaralar. Chiron ölümsüz olduğu ve ölemediği için, bu yarayı yaşamı boyunca taşıyacak ve sakat kalacaktır. Kendi yarasını iyileştirmek için yöntemler geliştirir; ilaçlar yapar. Bu sayede tıp alanına büyük hizmetleri olur, tüm savaşçıların savaş yaralarını iyileştirecek formülleri bulur.  Chiron’un yarası, kendimizi savunma ihtiyacı bile duymadığımız en yakınlarımızdan gelip etimize saplanabilecek zehirli oklar olduğunun kanıtıdır. Chiron’un miti, bizi öldürmeyen yaraların bizi güçlendireceğinin sembolüdür. Chiron’un şifacılığı, yaraya rağmen sevgiyi koşulsuz sunmanın iyileştirici gücünün müjdecisidir. 

Bazen insanın gövdesinde derin bir yara açılır, kalbine teğet geçen. Kırık, hasarlı ve belki de kusurluyuzdur. Ama hala değerli. Sadece efsaneler değil, yaşadığımız gerçeklikler de gösterir ki yara en büyük öğretmendir. Darbeyi her nereden aldıysak, artık o yerin uzmanıyızdır. Kintsugi kasesi gibi eşsiz bir eser, Chiron gibi yaralı bir şifacıyızdır. O derin yara izinin bir kapı olduğunu görebilir, kendimize o kapıyı aralamaya izin verirsek.

Bu kez bir yazıyı sözle değil de ezgiyle bitirmek isterim. Haydi arama motorunuza Kalben – Yara yazın ve yaraya gülümseyin. Ve yarayı önemseyin.